BADMİNTON

Merhaba, ben tüm dünyada bilinen ve olimpiyatların bir parçası olmayı başaran Badminton. Sizlerle tarihimi ve marka olma serüvenimi paylaşacağım. Ben, raket ve tüy topla oynanan, teniste olduğu gibi topun rakip alanına gönderilip, karşılanması şeklinde devam eden, tekler ve çiftler şeklinde oynanabilen bir spor türüyüm. Peki bu kadar basit olmasına rağmen nasıl bir dünya markası olmayı başardım. Basit diyorum çünkü, her markanın kendi içerisinde anlaşılır ve kolayca ifade edilebilir özelikleri olmak zorunda. Benim başarımın sırrı anlaşılırlığı ve ulaşılabilirliği her koşulda mümkün olmasından kaynaklanmaktadır.

Ancak, bütün bu özeliklerimin yanında benim köklü bir tarihim de bulunmaktadır. İlk olarak Çinlilerde M.Ö 5. yy’ da badmintona benzeyen Ti Jian Zi(di-dzyau-ci) adlı oyun sarayda oynanırdı. Bu oyunun diğer oyunlara göre farklılıkları vardı. Oyun marka konumlandırmasını saraylarda oynanan bir oyun olarak oluşturmuştu. Kraliyet ailesi, belli miktarda kaz tüyünün vişneye geçirilip kurutulmasıyla tüy top oluşturulur, raket benzeri sopalarla da bu oyunu oynarlardı. Daha sonra Hindistan’ da geliştirilerek poona ve pune oyunu adını aldı. Japonya’da özellikle 14. yy’ dan sonra halk tarafından çok sevilerek ve ilgiyle izlenerek oynandı. Halk tarafından sevilmem benim marka serüvenimin başlamasına sebep oldu. Marco Polo sayesinde Asya’dan Avrupa’ya getirildim. Aslında “Badminton” ismini bir kasabada yaygın olarak oynandığım için o kasabadan aldım.

Marka çalışmalarım, marka itibarımı ve marka kimliğimi oluşturdu. Bu itibar ve kimlik, ilk kez Londra’da Uluslar Arası Badminton federasyonu (IBF) kurulmasıyla tescillendi. Çin Halk Cumhuriyeti çeşitli sebeplerle IBF’ ye kabul edilmedi. Bu durum üzerine Çin önderliğinde üçüncü dünya ülkeleri Dünya Badminton Federasyonunu kurdular. Dünyanın iki farklı kıtasında ayrı ayrı federasyonlarla yönetilmeye başladım. 1981′ de bu durum bozuldu ve şu an bütün ülkeler badminton sporunda, Uluslar Arası Badminton Federasyonu adı altında toplandı. Basit bir oyun olmama rağmen, tüm dünyada marka olarak varlık gösteriyorum.