BERAAT

Bu sabah Müslüman alemi Beraat gecesinin sabahına uyandı. Bu gece Müslümanlar için neden çok önemli? Çünkü her önemli iş bu gecede ayırt ediliyor, ibadetlerin öneminin diğer gecelerden daha önemli olduğuna inanılıyor, ilahi rahmetin yayıldığına inanılıyor ve bu gecede Hz. Muhammed’in şefaat hakkının tamamının verildiği düşünülüyor. Oysa şefaat (bir kimsenin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi konusunda o kimseyle bir başkası arasında yapılan aracılık.) kavramı Müslümanlar arasında çok yanlış anlaşılan bir kavram olarak yayılmış ve sürdürülmüş olarak görünmektedir. İslamiyet inancına göre Allah insanların şah damarından daha yakındır onlara. Eğer bir insan bir suç işlemişse bunun tek bağışlanma veya cezalandırma yolu Allah’ın belirlediği kurallar çerçevesinde olmaktadır. Maalesef Müslümanlar işledikleri günahların affını dilemek için çoğu zaman araya aracılar koymaya çalışarak harcıyor zamanını. Yani bu durum şuna beziyor; çok önemli bir pozisyonda işe girmek istiyorsunuz ve işvereni tanımıyorsunuz ama işvereni tanıyan bir bildiğiniz var ve bu bildiğiniz sizi iyi tanıyor. Gidip kendisinden rica ediyorsunuz sizin nasıl becerikli biri olduğunuzu, işi ne kadar profesyonelce yapabileceğinizi işverene anlatsın diye. Belki bu durumda şefaat kavramı kullanılabilir. Ancak, hiç kimse sizi Allah’tan daha iyi tanıyamaz bu yüzden eğer bir af dilenecekse veya bir iletişim kurmaya çalışacaksa insan direkt Allah ile iletişim kurmalı araya bir aracı koyup o aracının da vebaline girdiğini öğrenmeli. Birini aracı kılarak onu bir vebal altına koymaktansa insanların onlar için yapabileceği en iyi şey arkalarından onlara dua etmek olacaktır.

Şefaatin ne demek olduğunu anladığımıza göre “Beraat” ne demek? Neden beraat hakkını kullanmak ister insan. Beraat, “suçlu sanılarak hakkında ceza davası açılan sanığın, yargılama sonunda suçsuz bulunması.” anlamına geliyor. Yani suçlu olmayanların suçlu şüphesiyle yargılanması anlamına geliyor. Sizce Müslümanların beraat gecelerinde ettikleri dualar suçsuzluğunun ispatlanması için mi ediliyor yoksa yaptıkları hataların affedilmesi oluşturulan algının değiştirilmesi için mi? Elbette hiç kimse yapmadığı bir şey için Allah’a yalvarmaz. Çünkü içleri rahattır ve farkındalar ki Allah onların o suçu işlemediğini biliyor. Belki de o suçu işlemediğinin insanlar içerisinde ispatlanması için de dua edilebilir. Ancak genelde insanlar af dilemek için veya bir talepte bulunmak için dua yöntemini seçiyor. Beraat gecelerinin de ana sebeplerinden biri ya af dilemek ya da bir talepte bulunmak oluyor. İnsanlar beraat edilmek için dua etse de etmese de Allah haklıyı da bilir haksızı da. Allah adildir. Yani Allah suçluyu da bilir suçsuzu da ve imanı kuvvetli olanlar da bilir ki suçsuz gördüğü suçlu muamelesinin bir gün elbet hesabı sorulacak ve bu muameleden beraat edecek.

Allah tövbe kapılarının açık olduğunu her fırsatta insanlara aktarmış ve tövbe yöntemlerini göstermiştir. O halde biz af dilemek için özellikle insanların belirlediği özel günleri beklemek zorunda değiliz. Bağışlanmak için bizi en iyi tanıyan Allah ile aramıza bir aracı koymak zorunda da değiliz. Allah’a ulaşmak için bütün iletişim yollarımız her zaman açık. O halde neden özel günleri bekleyelim veya neden bir aracı ile iletişim kurmaya çalışalım ki? Bu şefaat ve beraat durumu sadece İslami bir durum değildir aslında. Birbiriyle uzunca zaman geçirmiş mutlu ve aydınlık günler yaşamış insanların öfke anında yaşadığı durumların sonunda bir ayrılık olmuşsa eğer bu durumdan sonra ayrılıkla tanışmaları insanları bir sürece iter. Bu süreç içerisinde insan karanlıkta kalır, sevdiğini özleyerek tüm ömrünü tüketmeye başlar. Bu durumlarda bir başkasından şefaat beklemek bu sevginin çok da güçlü olmadığını gösterir. Yani eğer iki kişi birbiri ile bir durumu konuşup çözebiliyor ve herhangi bir şefaatçiye ihtiyaç duymuyorsa bu ilişki sağlıklı bir ilişki olarak sıfatlandırılabilir. İlişkilerde pişmanlıklar rahatlıkla taraflarca birbirine aktarılabilmeli. Pişmanlık denilen kavram bir tutum veya davranışın yanlış olduğunu kabullenmek ve bir daha yapmayacağı sözünü vermektir ki bunun da karşılığı İslamiyet dinine göre tövbe etmektir. Her ne inanca sahip olursa olsun eğer insan gerçekten pişmansa ve tövbe ediyorsa ona tüm kapıların açık olması gerekmektedir.

Kandil geceleri İslam toplumunun sosyalleşmesi ve duygu paylaşımının artması için organize edilen geceler olmuştur. Yani bu günlerin İslam katında bir özelliği olmamasına rağmen insanların sosyalleştiği, insanları bir araya getirdiği güzel bir görevi vardır. Bu günler bazı durumlar için bahane bile olabiliyor. İnsanlar psikolojik olarak “beraat gecesinde tövbe edeceğim” diyerek bu günü bir milat olarak alıyor ve hayatına ona göre yön veriyor. Diğer bir yandan, insanlar çok istedikleri bir durum için bu gecelerde kendilerini psikolojik olarak hazırlıyor ve Allah’a yalvarıyorlar istedikleri durumun hayata geçmesi için. İşte tam da bu sırada enerji kavramı devreye giriyor. Yani beraat gecesi olduğu için değil, insanlar o gece daha yüksek bir enerji ile Allah’tan talep ettiği için o enerji sayesinde mutlaka bir yanıt veya bir mesaj alıyor.İstediği şey insan için hayırlıysa istediğinin olacağına dair, hayırlı değilse de istediğinin olmayacağına dair somut veya soyut bir cevap alıyor. Bazen sadece içinde bir his canlanıyor o istediğinin olacağına dair bazen de o istediğinin olmayacağını hissediyor ve içini huzur kaplıyor. Düşünebiliyor musunuz o kadar çok istediğiniz şeyin olmayacağını hissediyor ve içinizde yine de bir huzur oluşuyor.