GURURLU OLMAK

Alçakgönüllü olmak birçok toplumda olumlu bir özeliktir. Alçakgönüllülüğün yerine göre olumlu yönleri olsa da içinde hem olumlu, hem de olumsuz durumlar barındıran, bazen insanı koruyan bazen de insanı asıl yaşamak istediği kişiden uzaklaştıran bir kavramdır. Bu kavram alçakgönüllü olmanın tam zıttı olmasına rağmen insana bazı değerler katar. Ancak günümüzde çok da doğru anlaşılmayan ve insanlara bazı değerler kazandırırken çok fazlaca değer kaybettiren ve insanı yalnızlığa götüren bir kavramdır. Bu kavramın adı gururdur. İnsanların geneli, çoğu toplumda övünmenin kötü bir şey olduğunu öğrenerek yaşamını sürdürür. Övünmenin o kadar kötü olarak görünmesi de doğru bir durum değildir aslında. Bazen övünme duygusunun, insanın gururlu olma duygusunun evrimsel anlamda olumlu bir getirisi ve evrensel iletişimde önemli bir rolü olduğu da gözlemlenmektedir. Neredeyse her toplumda ve her yaş grubunda gurur gösterisinde bulunan insanlara denk gelinebilir. Hatta gururlu insanlara yakıştırılan bazı bedensel özelikler bile vardır, dik durmak, kolları açmak, başı yukarı kaldırmak gibi. Gururlu duruş insanın özünde yatan bir davranış olarak da gözlemleniyor. Örneğin doğuştan görme engelli bir insanın da bu beden hareketleri ve davranışları sergilediği de gözlemlenmektedir. Bu duygunun insana kazandırdığı bazı sosyal olumlu yanları da vardır. Bazı durumlarda insanların ikna edilmesinde gururun önemli rol oynadığını da görebiliriz.

Ancak, gurur zannedildiği gibi masum bir kavram da değildir aslında. Gururun altında yatan “kendin ol” mesajı günümüzde neredeyse imkansız bir durum halini almıştır. Çünkü günümüz toplumunda çevre insanların bulunduğu olgunun insanın kendisi olmasını engellediği görülmektedir. Toplum içerisinde insanın asla kendisi olmayacağı, birçok engellin varlığı konuşularak insanların bilincindeki gururlu olma tutumunu değiştirmeye başladı. Oysa bu yaklaşım türü insanda çok büyük bir önyargı oluşturmaktadır. Bu duruma maruz kalan insanın, kendin olma durumunu deneme, cesaret etme ve sorumluluğunu gösterme yolları kapanıyor. İnsanın yakın çevresinde ve ailesinde kendin olma durumunun tehlikeli yanları insana dayatılıyor. Bugüne kadar kendi olmak için mücadele etmiş ve bu süreçte hayatına çıkan yanlışlıklar yüzünden gururu zedelenmiş insanlar, hayatlarının fırsatı karşılarına çıktığında, geçmişte kendisi olma yolunda karşılaştığı olumuz tecrübeleri yakın çevresini veya ailesini dinlemediği için yaşandığını düşünerek, “bugüne kadar hiç annemi dinlemedim ve hep kaybettim” düşüncesiyle, artık kendi olmaktan vazgeçer. Hiçbir kötü deneyim insanı kendi olmasından vazgeçirmemelidir. Kendi olmaktan vazgeçmenin bilincinde olmasına rağmen çevresinin ve ailesinin onunla gurur duyma illüzyonu da insanın suni bir hayat yaşamasına sebep olur.

Peki nedir bu kendini yaşama durumu? İnsanlar genellikle kendi içlerinden geldiği gibi yaşamak istediklerinde karşılarına çıkan toplum, örf, adet, o toplumun ahlak yapısı gibi çeşitli değerlere karşı çıkacağı ve bu yüzden eleştiriler alarak dışlanacağı yanılgısına girer. Özelikle insanların yaşadığı en büyük yanılgının başında da şu gelir, insan kendi istediği gibi yaşamaya çalıştığını düşünür ama burada ilk düşündüğü yine toplumun ta kendisi olur. Kendini yaşama sürecini bile insan kendi isteklerinden değil de, toplumun isteklerinden kurmaya başlamıştır. Aslında toplumda yanlış bilinen gurur çerçevesinden çıkıp kendi içsel duygularına, ne hissettiğine karar verip içinde bulunduğu anı kendini en mutlu şekilde yaşamaya odaklansa ve kendi olmanın sonuçlarını ve sorumluluklarını göze alsa, bu cesareti gösterse, bu durum kendi çevresinde de bir etki yaratacak ve dışlanıp, eleştirilme durumu söz konusu bile olmayacaktır. İşte o zaman insan gururlu olmanın avantajlarını ve özünü yaşıyor olacaktır.  Bu durumu daha netleştirmek için şöyle bir örnek verilebilir: Mutlaka insanların çevresinde davranışları kendilerine göre farklı ama çok yakın olduğu birileri vardır. Örneğin bu arkadaşlıklardan bir taraf çok sosyal diğeri ise evinde yaşamayı, eviyle ilgilenmeyi seviyor ve dışarı çıkmayı tercih etmiyor. Sosyal olan evde zaman geçireni bir yere davet ettiğinde ve evde zaman geçiren gelmek istemediğinde, sosyal olan o arkadaşına darılmıyor. Yani o davranışı eleştirmiyor ve onun yapısının bu olduğunu zaten kabul ediyordur. Hem arkadaşlıkları devam ediyor hem de kendi istediği gibi yaşamını sürdürüyor. İşte gurur kavramı da burada devreye giriyor. Bu örnekte de görüldüğü gibi önemli olan gösterilen davranışın tutarlılığıdır. Bu tutarlılık da ancak insanın kendi içerisinde oluşturabileceği bir durumdur. Öyle boşvermişçesine yaşamak, tutarsız davranışlar sergilemek insanı karanlığa iter. Yani diğerlerini veya ötekini (ailesi veya yakınları) düşünerek davranırsa, burada davranışın temeli ötekine göre şekilleneceğinden insanın bir tutarlılık sağlaması ve kendisi olması imkansız bir hal alır. Maalesef günümüzde diğerlerinin içini rahatlatacak ama insanın kendi içinden geleni kısıtladığı durumlarda insan gururlu oluyor.

İnsanların kendi yönlerini seçmenin ön koşulu dış etmenlerden etkilenmemektir.İnsanın çocukluğundan beri bilincine yerleştirilen ve seçimlerinde rol oynayan, insanın kendini yaşaması ve kendi tercihleri yüzünden aldığı olumsuz tecrübelerin olmasına rağmen kendi içsel gerçeklerini dinleyen ve o doğrultuda seçimler yapabilen insan gururlu insandır aslında. İnsanın gururlu bir şekilde iç dünyasında dönüp kendin olmak kavramını geliştirebilmesi için, dış dünyadan korkmaması orayı tehlikeli olarak görmemesi gerekmektedir. İnsanın dış dünyasını tehdit olarak görmemesi, içinde bulunduğu durumun doğasına uygun tepkiler gösterebilmeyi öğrenmesini sağlar. Maalesef insanlar kendi olmadığı durumlar içinde olduklarında onlara “gururlu durdu, dik durdu” gibi yakıştırmalara şahitlik ediyorlar ve sırf bu yüzden kendi olmaktan uzaklaşıyorlar. Oysa gurur kelimesinin, kelime anlamı “kendin olmaktır” burayı atlıyorlar. İnsanlar da kendi olma durumlarında genelde bir korku ve endişeye kapılıyorlar. Bunlar dışlanma, suçlanma gibi endişeler oluyor. Kendi olma durumunu sergiledikten hemen sonra da insan bir suçluluk psikolojisi içerisinde buluyor kendini. İnsanın kendisi olması aslında engellere karşı açılan bir savaştır. Maalesef gururlu olmayı insanlar sonunda zararlı çıkacağı kahramanca davranışlar sergileyen insanlara yakıştırmaya çalışıyorlar. Oysa gururlu olmak insanın kendisinin ve değerinin çevresi tarafından benimsenmesiyle sonuçlanan sistemli bir tutarlılığı ve kararlılığı getirir.