LİZBON

Merhaba, ben Avrupa’nın en batı noktası ve Portekiz’in başkenti Lizbon.Markalaşma serüvenim Macellan, Vasco de Gama gibi kaşiflerin buradan keşif yolculuğuna çıkmasıyla başladı. İlk markalama sürecim de “Kaşifler Şehri” olarak anılır oldum. Tarihi kanıtlarımı bugünlere kadar bozulmadan koruyarak taşımayı başardım. Sao Jorge(St. George) kalesi ve Lizbon Katedrali 12. Yüzyıldan beridir halka hizmet vermeye devam ediyor. Bu yerleşimlerin çevresinde yaşam alanı da aynı anda oluşturuldu ve marka kimliğimi oluşturan en belirgin bölgelerden birisi Alfama Bölgesi hala dar sokakları ve tarihi yapısıyla varlığını sürdürüyor. Günümüzde bir aracın zor geçebileceği dolambaçlı dar sokaklardan tırmanarak yokuşu çıktığınızda hala yaşamın devam ettiği eski evlerin orijinalliğini görebilirsiniz.Marka imajımı bu sokaklarla birlikte yaşayan insanların eklemelerioluşturdu. Çini kaplı binalar, taş sokaklar, pencereden pencereye uzanan çamaşır ipleri ve balkonlara asılı çamaşırlar ziyaretçilerime güzel bir eski şehir konumlandırmasıyla birlikte gezinme deneyimi veriyor.

Portekiz halk müziğini yüzyıllardır yaşatarak marka konumlandırmamı her geçen gün daha da güçlendirmeye devam ediyorum. Portekiz halk müziğinin yapı taşlarından biri olan Fado, içerisinde tarihi kalıntılar barındırmaktadır. Kaşifler şehri marka imajının hakkını veren Lizbon, sevgililerini veya eşlerini deniz aşırı yolculuğundan dönüşünü bekleyen bölgelerden biri olmuştur. Bu kadınların söylediği derin acı, hüzün ve özlemi yansıtan ağıtları çok sayıda Fado Evinin olduğu Alfama Bölgesinde dinletme şansını sunuyorum.

Marka konumlandırmamı oluştururken dolu dolu bir marka deneyimi sunmayı hedefledim. Ziyaretçilerimde oluşturduğum marka algısının derinliğinde, her yeri adım adım gezme mesajını vermeyi amaçladım. Bunun için her alanda tarihi yerler sundum ve bütün bu tarihi sunumumu da tarihi bir sarı tramvay ile yaptım. Bu döngü sayesinde marka itibarımın gelişimi oldukça hızlı ilerlemeye başladı. Tramvay şehrin dar sokaklarında ağır ağır dolaşırken, ziyaretçilerim de tüm tarihi dokumu ve yapılarımı inceleme ve yaşama şansı buluyor.

Küçük ve sevimli şehir imajımın altında okyanus kıyısında gezinirken, Alto’da şehrin tarihi hazinelerini incelerken, RuaAugosto Takının altından geçerken, Praça de Commercia’nın zarif parkelerinde yürürken tam da bu esnada önünüzden sarı tramvaylardan biri akıp geçerken nereden geldiğini belki de hiç anlamayacağınız bir Fado kulağınıza takılacak. Portekizce bilmediğinizden Fadoya eşlik edemeseniz de bu kendine has kültürü keşfetmek için iyi ki Lizbon’a gelmişim diyeceksiniz bir marka şehir deneyimi sunmaya devam ediyorum.