MİLANO

Merhaba, ben Milano. Son zamanlara kadar marka konumlandırmam sadece moda, tasarım ve finans şehri olarak bilinmekteydi. Ancak, yeni şehir markası stratejimle tüm dünyaya sadece moda, tasarım ve finans şehri olmadığımı ispatladım. Neredeyse tamamen İtalya’nın turizm kapısına dönüştüm. Bu yeni markalama serüvenimde kanallarım temizlendi, ünlü tarihi yapılarım profesyonel bir şekilde restore edildi, şehrimin sınırlarını geliştiren modern endüstri bölgeleri oluşturuldu. En önemlisi de sanat ve tasarım alanındaki başarılı konumlandırmam önemini hala korumaya devam ediyor. Tüm bunları nasıl başardım. İşte sizlerle bu yeni marka konumlandırma serüvenimi paylaşacağım.

Ticari anlamdaki başarımın en büyük sebebi, İsviçre’ye ve Alpler’e komşu Lombardia bölgesinin başkenti olmamdı. İtalyan sanayi bölgesinin de tam kalbinde yer alıyorum. İtalya’nın Roma’dan sonraki en büyük ikinci şehri olarak Piazza del Duomo’da (Duma Meydanı) bulunan Duomo Katedralimle birlikte ziyaretçilerimi karşılıyorum. 157 metrelik devasa heybetiyle dünyanın en büyük gotik kiliselerinden biri olarak anılmanın, marka imajıma kattığı değer oldukça önem arz etmektedir.

Hemen bu meydanın yanında bulunan Galleria Vittorio Emanuele ile tarihi alışveriş merkezi algısını sunuyorum ve Milano’nun sunduğu marka algısını keşfetmek için ziyaretçilerime kapılarını hep açık tutuyorum. Bu alışveriş merkezinde bir hikaye ile varlık gösteriyorum. Adını İtalyan Krallığı’nın ilk kralından alan ve 1865’te tamamlanan bu alışveriş merkezi, ‘İtalya’nın oturma odası’ olarak adlandırılıyor. Ortası cam bir kubbeyle aydınlatılan alışveriş merkezinin yerdeki mozaiklerinde zodyak sembolleri var. Bu sembollerden Turin’i temsil eden boğanın testisleri üzerinde tek ayak üstünde, üç kez dönüldüğünde şansın dönen kişiden yana olacağına inanılıyor. Alışveriş merkezinin sekizgen şekilli merkezi Asya, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtalarını temsil ediyor. Yılın her mevsimi bu alışveriş merkezinin tarihi restoran ve kafeleri de insanlarla dolup taşıyor.

Sanat şehri konumlandırmamın sebebi La Scala olarak bilinen Teatro alla Scala adlı tiyatro binası, Avrupa’nın en geniş sahnesine sahip olması ile başlıyor. Bu tiyatroda sadece gösteriler yapılmıyor aynı zamanda bu yapı, sanatçıların yetiştiği bir tiyatro okulu. Milano’nun en önemli sanat koleksiyonu, Pinacoteca di Berat Müzesi’nde sergileniyor. Müzede Bellini, Raffaello, Mantegna gibi ünlü sanatçıların eserleri bulunuyor. Bölgede yer alan Santa Maria delle Grazie Manastırı’nı bu kadar önemli kılan ve kapısında uzun kuyruklara neden olan şey, Leonardo Da Vinci’nin içerisindeki duvara resmettiği ‘Son Akşam Yemeği’ resmi… Bu 15. yüzyıl Manastırı’nda yer alan resimde İsa, havarilerinden birinin kendisine ihanet edeceğini söyler şekilde resmedilmiş. Tüm bu yeni yapılanmam benim marka değerimi her geçen gün artırmaya devam ediyor.