TAKINTI

Hayatta birçok duygu yaşanır ve bu birçok yaşanan duygu insan hayatında var olan davranışları yönlendirir. Ancak öyle bir durum da vardır ki, insanın hayatını çekilmez bir hale getirir.  Hayatında bu duruma maruz kalmışsa insan, hiçbir şey üretemez, içinde bulunduğu anı yaşayamaz ve hep şüphe içinde karanlık bir ömür geçirmeye doğru sürüklenir. Bu durumun adı “takıntılı” olmadır. Maalesef insanların çocuklukta veya gençlik dönemlerinde sahip olabilecekleri bu durum onların hayatında ayaklarına dolaşabiliyor. Takıntılı olma beraberinde çekilmez bir hayat getiriyor. Çok huzursuz, kaygılı, sıkıntılı ve en önemlisi de insan bu durumun içindeyken kendini sık sık suçlu hisseder. Sürekli zihninden geçirdiği durumlar yüzünden neredeyse herkesle bağını koparmış, her zaman rahatlıkla başardığı durumları bile başaramaz duruma gelir. Kendisi için birçok önemli olan durum boşverilmiş sadece takıntılı olduğu duruma odaklanmış hatta bu durumdan kurtulmak için kendisini bile boşvermiş bulur insan.

Takıntılı olan zihninden geçen çeşitli düşüncelere maruz kalır her zaman. Eğer birini sevmişse ve bu takıntı haline gelmişse “acaba şuan ne yapıyordur, acaba şunu neden dedi, hayatında bir başkası mı var, bugün bir farklı konuşuyor, benden nefret ediyor, beni görmek istemiyor, benimle konuşmaktan sıkıldı” ve buna benzer binlerce takıntılı düşüncenin içinde buluyor kendini. Bütün bu kaygılarla bir mücadele içinde boğuşmaya devam ediyor. Zihninde oluşan bu durumlara anlam veremiyor ama bu düşünceleri durdurmaya çalıştıkça daha da bunalıyor ve yeni düşünceler zihninde beliriyor. Okuduğu kitaplarda, izlediği filmlerde kendisine yeni takıntılar bulmaya devam ediyor insan. Bu düşüncelerden kurtulmak için kendine sözler veriyor, yeminler ediyor ve dualar ediyor ancak tam rahatlarken kısa süreli bir ferahlığın aydınlığın ardından yeni bir takıntı sebebi ortaya çıkıyor.

Yukarıda anlatılan durumlar takıntılı birinin içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışan durumlardır. Beynin kontrolü dışında zihne gelen, yoğun bir şekilde bulantı ve sıkıntı veren bilinçli bir uğraşla kovulamayan düşünce, düşlem ve dürtülere takıntı deniliyor. İnsan aklından geçen düşüncelerin mantık dışı olduğunu biliyor ancak o düşüncelerin kendi zihninde canlanmasına engel olamıyor. Kontrol dışı bir durum içerisine buluyor kendini. Burada en önemli unsurlar “mantık dışı” ve “kontrol dışı” olanlardır. Takıntılı durumun içinde olan insan bu durumun mantıksız olduğunu biliyor ama kendisini de bu düşüncelerin içinden çıkaramıyor ve durdurmak için çeşitli davranışlar içerisine girmek zorunda kalıyor. Genelde de takıntılı olma durumu insanın inancının tam tersi durumlarda kendini gösterir. Birine çok güveniyordur ama bu güvenin tam karşıtı şekilde bir takıntıya sahip olur. Birinin bir durumu hiç yapmayacağından emindir ama aklında hep “ya yaparsa” diye geçirerek bir takıntı içinde bulur insan kendini. Sonra bu takıntılı durum daha da meşgul eder insanı. Belli bir saatten sonra, “ben bunu düşünüyorsam, yapmıştır” düşüncesine sahip oluyor insan. Bu takıntılı olmanın en kötü taraflarından biridir.

Peki bu durumdan kurtulmanın yolu yok mudur? Birçoğumuz çok yoğun olmasa da yukarıda anlatılan takıntı durumları içerisinde kendimizi bulduğumuz anlar mutlaka olmuştur. Ancak bu durumdan kurtulmayı isteyen kişiler önce şunu bilmelidir ki, bu durum öyle hemen kurtulacak bir durum değildir. Sabırla devam edilmesi gereken bir süreçtir. Nasıl ki çimlerin çabuk uzaması için onları çekmek bir işe yaramazsa. Sabırlı ve düzenli bir şekilde sulanıp, çim biçme makinasıyla biçmek, gelişimin desteklenmesine sebep olacaktır. Dolayısıyla bu durumun tedavisi en başta sabır ile başlar. Çok ileri bir seviyede değilse bu takıntılık durumu ilaç tedavisi almadan nasıl bu durumdan çıkılabilir? En önemli şart yani başlangıç tepkilerin kırılmasıyla başlar ve insanın içinde bulunduğu tepkileri kırması için de iki unsur görünmektedir. İlki, insanın kafasında yer alan ve onu korkutan düşünceleri ertelemeden onlarla yüzleşmesidir. İnsan kaçındığı durumun üzerine yoğunlaştığında bilmelidir ki sonunda hiçbir sorun olmayacak ve bu içinde bulunduğu durum son bulacak. Ancak burada devreye başka durumlar da giriyor. Eğer bu takıntılı durum insanın kendi içerisindeki bir durumsa. Temizlik hastasıysa ve her şeye dokunamıyorsa bu durumu kendi içerisinde dokunması gereken yerlere dokunarak çözebilir. Ama eğer takıntılı olma durumu içerisinde bir güven problemi varsa, yani karşısındakine çok güvenmesine rağmen kafasında güvensizlikle alakalı takıntı yapacak durumlar canlandırıyorsa, tabii bunun da üzerine giderek çözmesi gerekir. Burada devreye başka bir insanı üzme durumu giriyor. Karşınızdakine çok güvenmenize rağmen bu durumun elinde olmadan gerçekleştiğini sevdiğinize ifade ettiğinizde, sevdiğiniz insanın da bu durumu kişisel algılamaması ve sizin hastalığınızın bir tedavisi olarak görerek yaklaşması gerekmektedir. Yoksa içinde bulunduğunuz ilişki son bulabilir. Anlayışsız bir ilişkiye devam etmektense hastalığınız sayesinde böyle bir ilişkinin bitiyor olması sizin için daha iyi de olabilir. Kısacası insanın kaygı duyduğu durumdan kaçmaması, yüzleşmesi çok önemlidir. İlk zamanlarda kaygılarla yüzleşmek çok zor olsa da zamanla normal bir durum halini alacaktır.