TERK EDİLMEK

Gözyaşları içerisinde boğuluyordu artık. Öyle bir durum yaşıyordu ki, içindeki duyguyu anlatacak kelime de bulamıyordu. Kimseye içindeki durumu anlatacak gücü de yoktu çünkü bugüne kadar hiç kimse onu böyle görmemişti. Ağlarken nefesi kesiliyordu. Yastığı gözyaşlarından ağırlaşmıştı. Acısını dindirmek için gözyaşlarının arasında boğularak bazı kelimeler çıkıyordu ağzından, kendi kendine söylediği. “Neden? Neden bunların olabileceğini düşünmedim ki, onsuzluk içimi acıtıyor” diyor o boğulma anında. Gözyaşına hiç alışık olmayan o yanaklar, içine çekiyordu o yaşları, içindekini püskürüyordu o yaşlarla.

Sonra biraz durulmuştu. İçinde bulunduğu durumu istişare ediyordu kendi kendine. Yaptığı bir yanlış yüzünden hiç düşünmeden ölüme gideceği,  canından çok sevdiği tarafından,  terk edilişini anlatıyordu kendine. Hakaretlerle dolu, anlamsızca yaşadığı bu durumu, gördüğü kötü davranışları yaşarken onu nasıl hala istediğine, onu bırakıp gideni anında nasıl bu kadar özlediğine o da inanamıyordu. Bütün bu yaşananlar ona anlamsız geliyordu ama yaşıyordu işte. Kendini küçük düşürdüğü bu durum onun canını yakıyor ama bu terk ediliş yalnız bırakılmanın, her şeyi küle çevirmesi kadar hiçbir şey canını yakamazdı. “Neden? Neden sevmeyi bu kadar ağır öder insan?” diyordu kendi kendine. İçinde bulunduğu bu terk ediliş gerçeğiyle yüzleşmek, iyice yitirecekti kendisine olan saygısını. “Artık eskisi kadar özgüvenim yok, özgüvenimi kaybediyorum” diyecekti. Sonra kendince bir çıkış yolu bulmuştu. İçindeki bu öfkeyi hafifletmek için karşısındakini suçlamayı bulmuştu.

Birinin ayrılık sonrasında yaşadığı durumu kısaca anlatan bir olaydı bu. Neden bir insan bu kadar yoğun bir şekilde yaşıyor terk edilişi? Mutlaka ilişki yaşayıp sonrasında ayrılıkla karşılaşan insanlar bu yazıda kendine ait bazı yerlerle karşılaşmış olmalı. Çünkü ayrılıkların, kayıpların içinde bir üzüntü vardır ve bu üzüntü insanların ruh durumunu bozabilir. Ancak önemli olan ayrılıklara verilen tepkilerin kendisidir. Terk edilme ihtimalinin söz konusu olduğu durumlarda bile insanlar birden bire hiç olmadık çabalar içinde bulur kendini. Bu çabalar; kendini yok sayan,  kontrolsüz uğraşlarla terk edilme sürecinin kapanmasını sağlamaya çalışan bir durum olur. Peki neden terk edilme korkusu içerisindeki bu yoğun çabalar? Aslında bu durum insanların çocukluğundan itibaren beyinlerine işlenen durumlardan kaynaklanmaktadır. Yürümeyi öğrenmeye başladığında insan terk etme veya edilmeyle tanışıyor. Çocuğu ilk adımları attıktan sonra  annesinin aklında hemen şunlar geçiyor, “benden uzaklaşırsa kendine zarar verebilir” ve onu güvende tutabilmek için hemen çocuğunun yakınına gidiyor. Bu çocuğun annesinin onu terk etmesi çocukta büyük bir psikolojik etki yaratıyor. Çocuk o yaşta şunu öğreniyor, “terk edilirsem ölürüm”. Büyüyüp bir birey olduğunda bile bu çocuğun beyninde oluşturduğu zihin kelepçeleri kendini bu durumu yaşamaya itiyor. Bu yüzden insanların ayrılık dönemlerinde verdiği tepkiler aşırılık gösteriyor. Birinin hayatından çıkması onun için ölüm, nefes alamamak demek oluyor.

Herhangi bir ilişkinin sonlanması insanda depresyon, öfke, korku, suçluluk, çaresizlik ve boşluk duygularına yol açar. Bu boşluk duyguları dayanılmaz boyutlara geliyor. İnsanlar bu durumlarda kendilerini uyuşturacak eylemler arar ve boşvermişlik durumunun altına sığınarak kendini haklı zanneder. Bu durumda insan kendini hiç alışık olmadığı durumlar içerisinde bulmuş olur. Sigara kullanımına başlar veya artırır, alkole yönelir, aşırı yemek yer veya hiç yemez en kötüsü de kendini saçma sapan ilişkiler içerisinde bulur. Çeşitli kendine yakışmayan eylemlerle terk ediliş duygularının üzerini kapamaya ve kendini bu şekilde iyi hissetmeye çalışır. Kısacası, insanın beynindeki bu kelepçenin var olduğunu bilmek onu boşverilmiş duygusundan çıkaracak ilk adımdır. Bir ayrılıktan sonra gelen yok edici duygulara, uyuşturucu eylemleri yapmadan dayanabildiği kadar dayanmalı insan. Bu durum kişinin güçlenmesini sağlayacaktır. Bunları yapmak belki burada yazı yazmak kadar kolay değildir. Ancak, kişinin davranış ve duyguları üzerine düşünmesi ve sabretmesi bu potansiyelleri yavaş yavaş fark etmesine sebep olacak. İnsan fark ettikten sonra bu durumları hayata geçirebilecektir.